top of page

Bilgisayar Mühendisi Misin?

Writer: Sevdanur GENC
Sevdanur GENC
Jun 29, 2011
4 min read

Tıpkı doktorlar gibi. Evet, doktorlar gibi. Hani doktor görünce insanlar hastalanmaya başlar ya, olmadık yerlerinde sızılar baş gösterir. Seni görenlerin de bilgisayarları bozulmaya başlar. Ya yavaş çalışır bilgisayarları, ya ses sisteminde problem çıkıverir aniden. Kaçıncı sınıfta olduğunun önemi yoktur, isterse öss sonuçları yeni açıklanmış olsun fark etmez, eve davet ederler hem çay içeriz birlikte diyerek. Gidersin mecburen, gitmezsen ayıp olur, büyüklendi sanırlar. Çözümle ilgili fikir sunarlar, büyük kısmı format atmak gerektiğini söyler. Bu aslında, bak ben de anlıyorum bilgisayardan, problemlerinden, teknik sorunları bana detaylıca anlatabilirsin, sorun yok, anlarım demektir. Gülersin, ama alışırsın. Genel problemler basittir iki tık halledersin. İş biraz kılsa çözemezsen problemi, bittiğin andır; sen de bilgisayar mühendisi isen artık diye başlar konuşmalar, ya da öyle bakarlar, anlarsın ne demek istediklerini. “Anladım ben seni bakışı” atarsın, ama iş işten geçmiştir. Sanal alem çocukları tanırsın, hayatları bilgisayardır. Üç beş bişey öğrenip hemen cümle içinde kullanmaya çalışan çocuklar. İçinden gülersin, hepiniz mi aynısınız dersin. Hani şu teknolojinin zararları ile ilgili yazdığımız essaylerde bahsettiğimiz türden çocuklar. İşin mi yok yavrucum, git maç oyna, ne bileyim arkadaşlarınla kavga et, şu ergenlik sivilcelerinle uğraş, onlarla takıl diye geçirirsin içinden. Ama gelir sorar işte; geneli, web tasarımı ile ilgili konulardan sorar. Gözleri parlar veletlerin. Anlamadığın bir şey sorma ihtimalleri epey yüksektir. Ya internetten okumuştur, ya dergilerden aparmıştır, ya sanal arkadaş çevresinden öğrenmiştir mevzuları, ama konuyu kendi üretmiş gibi sahiplenir. Baktın çakmıyorsun sorduğu konuyu, birkaç terim sıkıştırırsın araya, sen cümlene nokta koyduğunda o hala kelimelerdedir, ismi afili terimlerde. Dumura uğratma taktiği işte, klasik. Bazıları vazgeçer soru sormaktan, bazılarının ise daha çok hoşuna gider kurduğun cümleler, kombine devam eder sorular. Teyzeler görürsün etrafta. Bilgisayarın ne kadar radyasyon yaydığını merak eden teyzeler. Sıkmalısın, yapacak bişey yoktur. Bilmiyorum cevabından sonra fırça yersin, sen işini ne kadar ciddiye alıyorsun böyle diye. Bileceksin. Kıllar tanırsın, kıldırlar. Genelde mezun olmamışlardır. Mezunlar aşmıştır bu mevzuları. Sizin yaptığınız işi şu meslek de yapıyor, şu meslek de yapıyor diye sıralarlar ardı ardına. Bunun için mezun olmaya gerek yok ki, lise mezunları da yapar bu işi diyenler de çıkar. Kesin bi akrabasının çocuğu veya arkadaşının kardeşi vardır hacker olan, hatta bazıları teklif almıştır daha lisedeyken büyük şirketlerden. Efsaneler dinlersin bol bol. “Aç kaldın olum sen, o kadar puanı boşuna yedin, mallık yaptın” ın kibar versiyonudur bu tarz söylemler. Kısmen de eziklik, hissedersin. Samimiyetle soranları da vardır, öğrenmeye çalışanları. Ayrım yapmak kolaydır, çok net fark edersin soruş şeklinden, üslubundan. Mezun olduktan sonra çoğu durulur, saygı duyarlar. Hala merak edenleri de olur, herkes bu işi yapabiliyorken niye ısrarla bilgisayar mühendislerini alıyorlar diye. Çakmamıştır mevzuyu, şaka gibidir. Bilgisayar terimleri ile sana şaka yapmaya çalışırlar. Naber Linux, der gülerler. Format atılasıca seni dersin, Sen de gülersin, komiktir. Anlayamadıkları temel mevzu bilgisayarın nasıl sadece 0 ve 1 lerden oluştuğudur. Çiçek bilmeyen adama bahçıvanı anlatmaya çalışırsın. Anlamaz. Sana takılan insanların senden çok hayata 0 ve 1 olarak baktığını görürsün. Bu adamları kaldırmalı ortamdan dersin, gerekirse metrobüs bile yasaklanmalı bunlara, minibüse binsinler diye düşünürsün. Üniversite hayatın ilginç geçer, ama güzeldir. Arkadaşlarının ortak özelliği zeki olmalarıdır. Hepsinin mizacı farklıdır haliyle, ama hepsi zekidir. Konuşmasından, esprisinden, susmasından, dinlemesinden, gülmesinden anlarsın. Baş belası bi asosyallik konusu vardır. Bölümden ötürü zaten yaftalanmışsındır, doktorlar gibi. Sen sosyal olamazsın, böyle bi imkan yoktur, ne yaparsan yap asosyalsindir, öyle görülür. Maça git, fanatik ol, holiganlık yap, klüp kur, öğrenci işlerinde takıl, fark etmez, ayar olursun. Zaman geçtikçe kabullenirsin gerçi, böyle bi eğilimin gerçek olduğunu. Kıpır kıpır insanlar daha az konuşmaya daha çok yazmaya başlar, kod. İlk sene ortak dersler vardır. Bazı okullarda bölüme has sorular hazırlanır. Ortak sınavlar olsa bile not değerlendirmesi için bölüm bazında değerleme yapılır. İçinden top çekenlere sövmeye başlarsın. Çanı ne hale getirdi diye kızarsın. Yaz okulunda da diğer bölümdekiler sana sövmeye başlar. Çanı düşünürsün, zorundasın, annenden sadece sana ve sevdiğin üç beş kişiye sınavının iyi geçmesi için dua etmesini istersin. Çan patlamasın, notlar patlamasın. Telaş başlar. En çok algoritma dersinde zorlanırsın, genelde bilgisayara giriş adı altında verilir. Akış diyagramları görürsün etrafta. Bi ok ordan girer öbür taraftan çıkar, başka bi ok alakasız gelir sana. Döngüleri tanırsın, anlamazsın en başta, if ler ne güzeldi dersin. Ama mecbursun, öğrenmelisin. Bunu öğrendiğinde olay bitmiştir, gerisi akar gelir arkasından. İkinci ve üçüncü sınıfta mühendislik dersleri alırsın, bölüm derslerinin yanında. Keyifli gelir bazıları, kafa çalıştırman gereken dersleri seversin. Kod yazmak istemezsin, akış çizeyim, algoritma kurayım, olayı çözeyim istersin, kod zor gelir, sıkıcıdır. Projeler başlar, ders projeleri. Bildiğin sağlam uğraşman gereken projeler. Son güne kalır, sabahlarsın, yaparsın. Sınavsa son güne kalan, yalan olur genelde. Arkadaşlarınla buluşunca başlar geyikler, bitmesin geceler. Genelde yemekle geçer buluşmalar, sonra meyve, dondurma. Araba buldun mu tamamdır, versin elini bebek, ortaköy, beşiktaş. Ama sahil olmalı, yoksa sarmaz. Yumurta mevzunu bilakis yaşarsın, illa dayanması gerekir menetin. Deadline filan hikayedir, yumurtadır olay. Çoğu arkadaşın bi yerlerde çalışmaya başlar, stajla devam eder, vaktini değerlendirir. Sense bakarsın, çıkarın öğrenciliğin tadını diye geçirirsin, ama seversin arkadaşlarını, çok seversin. Son sınıfta ders sayısı azdır, ama hep alttan destekli geldiği için normal dönem gibidir. Bi de taş gibi projeler yaparsın, adı Bitirme’dir genelde. Kastırır, çok kastırır. Hocan da biraz kılsa yandığının resmidir. Zorlanırsın, ama bi şekilde bitirirsin. Lise gibi bir hüzün olmaz arkadaşlarından ayrılırken. Hatta yıllık bile gereksiz gelir çoklarına. Zaten samimiyet kurdukların vardır, onlarla devam edersin. Ayrılmak kolay kolay olmaz artık. Öğrenciyken hep kendi şirketini kurmayı planlarsın, öyle düşünürsün, ama mezun oldun. CV hazırlarsın, mülakata girersin; Çalışırsın. Çoğu arkadaşın hemen başlar çalışmaya. Zaten bir yerlerde çoktan başlamıştır. İyi para kazanırsın, diğer mezunlardan farklı şekilde iyi başlarsın. Akademik devam edenler olur, saygı duyarsın. Yazılımı sevmeyenler için biraz daha sıkıntı vardır. Düşünürsün. Hımmm peki şimdi ne olacak? Sorgularsın. Ya alan değiştirmeye karar verirsin, ya da bilişim sektöründe yazılım dışı bir iş yapmaya. Ne bileyim işte, iş analistliği, veri tabanında bişeyler devam edersin. Kebapçı açmayı düşünürsün, en azından dönerci olsun dersin. Her öğle yemeğinde bunu düşünen çıkar. Basit bi hesapla maliyet analizi yaparsın, daha karlı görünür gözüne, öğle saati bitti mi ameleliğe devam dersin. Yazılımda devam ediyorsan olmazsa olmaz bi nokta vardır. Senden önceki yazılımcıların yazdıkları inanılmaz derecede kötüdür. Hatta küfür edilesidir. Hiçbiri iyi yazamamıştır. Hep problem çıkar, tüm suçlu onlardır. Zaman geçtikçe kod yazmak sıkıcı gelmeye başlar. Hayat rutinleşir. Şirket kurumsalsa, sabah servis alır, öğlen yemek yersin, akşam servis bırakır, eve gelirsin. Çalışırsın. Yıllık izinleri gözlersin. Hatta diğer izinleri de kovalarsın, dinlenmek gerekir. Ortama ayak uydurursun. Çoğu arkadaşın yaptığı işi sevmez, bazıları ne olsa sevmez. Bakarsın adama on numara bilgisayarcı dersin, o bile sevmez işini, uyuz olursun. Alışırsın işine, iş yerine, sıradanlığına, ama parası iyidir, arkadaş ortamı güzeldir, seversin. Katlanırsın, artık pek sorgulamazsın, başka bi iş yapsam çok mu mutlu olacaktım sanki dersin. Sorgulamazsın, devam edersin, yaşarsın işte…  

Recent Posts

See All
WCF Hakkinda Kisa Kisa...

WCF(Windows Communication Foundation) Wcf .net 3.0 ile gelen yeni teknolojilerden biri Wcf aslında bir web servisidir. Web servislerin kullanım mantığı ise masa ütünden web sitemizde çalışması gereke

 
 
 
Oracle'a Olan Buyuk Askim, 2011

Merhabalar... Oracle' a yillardir olan askimi bu sene Isparta'da katilmis oldugum Oracle 11g R2 egitimi ile kendim icin gercekten ve de gec kalmis oldugumu anladigim buyuk bir adimla ideallerime kosm

 
 
 
Bilisim Calisani Olmadan Once Vermeniz Gereken 9 Soz!

- Çocukluğumda yeteri kadar eğlendim - Gerilimi severim - Vaktimi arkadaşlarımla ve ailemle geçirmek istemiyorum - Geceyi dışarda geçirmeyi seviyorum - Pazar günleri ve diğer tatillerde çalışmayı sevi

 
 
 

Comments


bottom of page